Rüzgar donumuzu uçurdu
Eylül 26th, 2008 By Umar TürkoğluEstanteneler |
Tüm gün iş koşturmasından ve jaluzi perdeli camlardan dışarı bakma fırsatım olmadığından ortalıkta kabus gibi dolaşan rüzgardan eve gelince haberdar oldum. Her zamanki rutin işlerimden; Selin hanımı babaannesinden al, eve geç,selin hanımın elini yüzünü yıka ona tv açtır ve açtırdığım an da rüzgarın don uçurduğunu {mecaz anlamda kullanılmıştır} hatta hızını alamayıp mübarek kadir gecesi cami minaresini uçurduğunu öğren şaşıp kal,sonra yaralananlara iç sesle şifalar dileyip uğursuz haberler veren cenabet illeti kapatıp çalan kapıya yönel vs.. vs.. Bozulan hava koşulları,çıkan rüzgar,kuraklık,aşırı sıcaklar ve soğuklar size birşeyleri çağrıştırıyormu ? Düşünün bakalım bulacakmısınız? Hemen buldunuz değilmi ? Bu doğa olaylarının küresel ısınmayla başlayıp devam eden ve yaklaşan doğal afetlerin başlangıcı olduğunu söylesem katılırmısınız ? 2007 de küresel ısınma hakkında belirttiğim düşüncelerim vardı.{Aşağıda yayınladığım} Bugün bozulan hava koşullarının minare uçurup,gemi batıracak duruma geldiğini görünce hemen ilgili tarihi zihin süzgecimden geçirip yazdığım makaleyi buldum.Tekrar okudum.Doğal afetler zinciri artmaya başladıkça {sel,fırtına,kuraklık,kaynakların yetersiz kalması} yaklaşan tehlikenin de haklı gerçeklere dayandığına olan inancımı arttırmaya başladı. Bilim adamları söylerler sürekli… Dünyanın şu kadar ömrü kaldı ve o süreç içerisinde şunlar bunlar olacak diye… İnsanın inanası gelmez ve bu gerçeğe kendini inandırmaz nedense.Sanarki böyle bir durumla karşı karşıya kalmayacak hiç.Bugün başına cami minaresi düşüp yaralanan vatandaşa böyle bir olayla karşı karşıya kalacağı söylense mutlaka gülüp geçecek ve inanmayacaktı. Ya da bir gün yolda yürürken başımıza rüzgardan çatı kiremiti düşebileceğini söylesem bu olaydan sonra olma olasılığı daha yüksek olacaktır.Neden ? Etkileri görülmeye başlandı da ondan… Bugün başımıza düşen minare için cami mimarını şuçlayabilirsiniz.Hatta rüzgarı çıkaran tanrıyı da suçlayabilirsiniz.Ama inanmak gereken bir gerçek varsa o da küresel ısınmanın tetiklediği doğa olaylarının hayatımızı olumsuz etkileyecek boyutlara geliyor olması. Yazın karşılaşıyor olmak,kışın karşılaşıyor olmak bir şey değiştirmeyecek. Söylenenlere kulak asmak çok önemli.Kaynakları doğru tüketirsek ve bilinçli olursak başımıza gelecek felaketlerin sancısını da dindirmiş oluruz. Askeri bir atasözü vardır;
Barışı korumanın yolu savaşa hazır olmaktır.
diye. Oluşabilecek doğal felaketleri önlemeninde yolları var.En önemlilerinden biri kaynakları sınırsızmış gibi düşünüp hızlıca tüketmemektir. Herkesi bu konuda yüreklilikle taşın altına elini koymaya davet ediyorum. Hatırladığım ve yukarıda da değindiğim 2007 de yazdığım makelemi de yeniden yayınlamak istiyorum.
Küresel ısınmayı ciddiye almak… Hiç ölmeyecek gibi yaşıyor,hayatta sahip olduğumuz imkanları hiç tüketemeyecek kadar çok olduğunu kanıksar olduk.Son bir kaç yıldır avrupa ülkelerinde yaşanan küresel ısınmayla başlayan tehlikeler sistemi zorlamaya başlayınca bilim adamları elindeki projeleri bir kenara atıp konunun üzerine yönelmeye başladı.. TEHLİKEDEKİ DÜŞÜNCE. Bu ismi takıyorum ben.Farklı farklı yaşam süren,farklı ülkelerin,şehirlerin vatandaşları olan bizler,kısa vadeli iştahımızı,uzun dönem ideallerimiz uğruna görmemezlikten getirip tüketiyoruz.Çünkü metropol hayatı yaşıyoruz.Dairelerimizin su ve elektrik tertibatı 6 aylık ihtiyacı giderecek kadar yüksek donanımlara sahip. UMAR-SIZ bir şekilde banane su kesintisinden,elektrik kesintisinden,selden,fırtınadan diyebiliyoruz.. Peki en önemli şey olan hayatımızı hiç ölmeyecek standartlara getirip yıllarca yaşayacak çözümler bulabilirmiyiz ? Peki bu sonsuzluğa ne kadar süre biçiyorsunuz ? Kendimizin bir gün yok olacağını bilerek yaşayıp,hiç yok olmayacak gibi düşünerek kaynaklarımızı tüketiyoruz. Kimse kendi sonsuzluğunu yaratamaz ! Ama kaynakları doğru kullanarak bu döngüyü daha uzun süreye yayabilir.Avrupanın durumu orta da ”HASTA ADAM” tüm bilim adamları bunun telaşı ve endişesi içerisinde.. Bu veba bulaşmadan,TEHLİKEDEKİ DÜŞÜNCELERİMİZİN farkına varmalıyız.Bu sebeple kaynaklarımızı doğru tüketerek HASTA ADAM’lar sınıfına kendimizi,herkesi sokmamalıyız.. Tehlikeye kulak ver! Düşünceni ve hayatını tehlikeye atma! Artık hayaller bitti.Zaman doldu.Uyan artık. Uyan ! Önlemini al ! 12.06.2007
Ps: Başlık her ne kadar nükteli ve ilgi çekici olsa da bir gün başımıza gelecek olan durumu özetleyen nitelikte olduğundan mecaz anlamda kullanılmıştır. Başa dön
Toplam da 85 defa.Bugün ise 0 defa okunmuştur.
Facebook'a aktar.