Biz büyüdük ve kirlendik

Zaman ne çabuk ilerliyor…

Dünün çocuklarıydık sokaklarda kaygısız bilye yuvarlarken,saklambaç oynarken,avuç içine parmak dikip havaya atılan topu tutup istop derken,doyasıya ordan oraya koştururken.

Henüz düşmemişti saçlarımıza aklar,bozulmamıştı masumiyetimiz.

Korkusuzduk! 

Üstümüzü başımızı kirletir eve gizli girerdik annelerimize yakalanmadan. Kaygılarımız kaygı sayılamayacak kadar önemsiz şeylerdi.

Bu günün çocukları,yetişkinleri oluverdik birden.Hayatın sorumluklarının belirgin izleri,birer birer düştü küçük bedenlerimize.Her yağmur yağışında yıkansa da kalplerimiz,arınsa da düşlerimiz.Küçük bir gemi gibi yelkenlerimiz daima en uzağa açıkken yalpalandık hayatın sularında.

Kirlendik,kirlettik kendimizle beraber tüm çehremizi…

Kendimizden daha iyilerine sarılıp çıkacakken çekiverdik onları da fırtınaya.

İlk fırtına da güverte sis bağlayınca,hatta yelken yırtılınca başladı dünün kaygısız geçiştirilen günlerine özlemler.Hayat böyleydi,herkes kendi tecrübesini yaşıyordu.Tecrübe bilgi gibi öğrenilmiyor,öğretilemiyordu.Yaşanması gerekiyordu.  

Lütuf muydu bu?
Bizim için büyüklerin öngördükleri her durum…

Bunu nasıl anlayacaktık ki !?

Çocukken yetişirken,sokak aralarında bağırış çağırış koşarken bunu anlayacak durumda değildik ki !?

Bugün kime sorsam dönüşü olmayan bir hengame yaşıyor.Dünün derinliklerine sarılıyor.Bazen başımı koyduğum yastığın çukurunda,Bazen objektifine baktığım hayatın derinliklerinde,bir yanıp,bir sönüp gidiyor geçmişin kaygısız hayali.

Aynı,
Karaya vuran bir gemi misali.

Başa dön

Toplam da 186 defa.Bugün ise 0 defa okunmuştur.Son okunma tarihi 28 August 2008 dir


Makale detayı