Rahatlık lüksüyle yazılmış edebiyat nağmesi
Eylül 22nd, 2008 By Umar TürkoğluDoğaçlama |
Gelişi güzel,rahat,akıcı ve doğaçlama yazılar yazmayı özledim.Düşünmeden ve akla o an ne geliyorsa falan filan…Aynı yaşadığım hayatta olduğu gibi, yazarkende aslında farketmeden ciddiye alıyorum ve kendimi kaptırıyorum.Blogum varya herkesler gibi,burası vasıtasıyla tanrının uleması kesilebiliyorum.Bağışlayın,hoşgörün…
Yazma işlerinde beni ilk keşfeden lise de Edebiyat öğretmenimin eşi olmuştur.Edebiyat öğretmenim aile dostumuzdur.Karı koca derslerimize girer.Tarih öğretmenim keza öyle.Matematik öğretmenim ağabeyimin ve ablamın sınıf arkadaşı olunca ve diğer okul yöneticileri…Bu kadar bağlantı olunca milli eğitimle alakam olup olmadığını merak ediyorsanız söyliyeyim yok.Hal böyle olunca benim başarısız olmak,arada yayılıp umursamadan zaman geçirmek,dersleri kırmak vb gibi lüksüm olmuyordu.
Edebiyat öğretmenimizin eşi Kompozisyon derslerimize girer,bize yazım teknikleri,makale yazma,deneme,derleme,kompozisyon,şiir vb yazılar yazdırırdı.
Şunu söylemek istiyorum;
Hepimiz biliriz ki sınıfta her türlü insan olur.Hiç ummadığınız taşlar baş yarar cinsinden insanlar Kompozisyon derslerinde aslan kesilir kıyasıya rekabet ederler.
Paspal gibi,gayesiz gibi gözüken o beylerden ve hanımlardan öyle kompozisyonlar ve makaleler çıkardı ki anlatamam.Diğer derslerdeki başarısızlıklarını tek bir dersle intikamını alır gibi çıkarırlardı.Bu şamar gibi yüzümüze çarpardı her seferinde.
Böylelikle saygıyı ve dengeyi böyle koruduk yıllarca aramızda.
”Bundan bir bok olmaz” dediğim beyler ve hanımlar isim vermeyeceğim dergilerde ve gazetelerde kalemini konuşturuyorlar.
Sayılarla kafayı bozmuş biri olarak edebiyat lüzümsuz gibi gelmiştir bana.Bu yüzden halim orta da blog tutuyorum işte.Lisede önümüze çıkan Fen mi ? Edebiyat mı ? tercih sıralamasında Edebiyatı önemsememiş,hafife almış ve Fen de karar kılmışımtım.
Şimdi de hala aynı kanıdayım ne tesadüf.
Hatta ve hatta yine tesadüftür ki ve aynı zamanda konuyla tezattır 2005 yılında çalıştığım kurumda ”Yılın en edebi adamı ” ödülü bana verilmişti.
Kısmetsiz bedevi çölde kutup ayısı becerir durumları…
Yine böyle bir gün yazdığım bir kompozisyonla sınıfa damgamı vurdum.Kendi halimde bir öğrenciyken birden tecrübeli ve deneyimli insanların övgüleriyle hiç beklemediğim ve belkide hiç haketmeyeceğim bir vasıflı ilaha dönüştürüldüğümü hatırlıyorum.
Bana göre ”ara da talihin güldüğü” durum diye nitelendirip defteri kapattım.
Şimdi herkesin her konuda fikri var.
Eline blogu alan edebiyatçı,yazarmış gibi vs öttürüyor…
Deneyim,eğitim vs sorsanız fos…
Edebiyat böyle bir şey işte.
Ego…
Düşünce,düş dünyası …
Düşünü yazan,düşüncesini söyleyense edebiyatçı…
Bazen merak ediyorum.Bu ülkede herkes edebiyatmı ? Okudu..
Toplam da 64 defa.Bugün ise 0 defa okunmuştur.
Facebook'a aktar.