Çıplak ayaklı aylak günlerim
Mayıs 18th, 2008 By Umar TürkoğluAktivitelerim, Kızım ve Ben |
Gez,eğlen,sev,paylaş…
19 Mayıs tatilinin pazartesi gününe gelmesi sebebiyle 3 günlük tatil söz konusu olunca ve bunu nasıl değerlendirebileceğimiz konusunda kendi içimizden yaptığımız değerlendirme ile şehrin gürültüsünden uzak zaman geçirmeyi,bir kaç günlüğüne istanbulun dışında ama çok ta yakın, tatil ve piknik yapabileceğimiz yörelere attık kendimizi.
Havalarında artık ısınma eğilimi içerisine girmesi bizi ayrıca sevindirdi.Lakin uzun zamandır içimde bir kaç günlüğüne bir şeyler yapmak isteği kabarmıştı.Selin hanımla ve Alin hanımla bu tatili yedik bitirdik diyebilirim.Ayağımın tozuyla yazıyorum.
Her zaman dile getiriyorum yine getircem,çoğu insanların tatil anlayışından farklı bir tatil ve eğlence anlayışımızın olduğunu ve yakaladığımız her fırsatta günibirlik ya da bir kaç günlük gezilecek,görülecek yerleri gezmeyi,dinlenmeyi seven bir aileyiz.Son senelerde de yeni bir anlayışla piknik yapmayı da seven bir aile olduk çıktık.Eskiden piknik yapmak nedir bilmezdim.Bana uzak bir davranıştı.
Bir itirafta bulunacak olursam,İstanbul da doğup büyümememe rağmen hayatımda bu yaşıma kadar 2006 da piknikle tanıştım.Onu da şirket çalışanları ve ailelerini bir araya getirmek maksadıyla düzenlemiştik.Burada yazmıştım okuyabilirsiniz.Şirketçe yapmış olduğum pikniği saymazsak ilk defa kendim ve ailemle geçen sene tanıştım.Mangal yakmasını bile bilmiyorum.

Çocuğumuz olmasa sadece gezip görülecek yerleri gezmeyi yeğleyebilirdik,ama çocuklu aile olunca yeşil alanlar ve çocukların oynayabileceği parklarla iç içe mekanlara daha çok rağbet ediyoruz.Çünkü Selin hanımla ilgilenmek ve ona arkadaşlık etmek çok zevkli.Sıkılmasın,sosyal olsun,doğal ortamları tanısın,anlasın istiyoruz.
Yaşadığımız yer tam bir beton şehir.O yüzden anadolu ve güneydoğu anadolu hep ilgimi çeker.Yeşil,temiz hava ,dağlar ovalar insan olduğumu hissettirir.Son olarak gittiğim Antalya ve Edirne şehirlerini de beğendim.İstanbul,Ankara,İzmir yaşanacak yerler değil.Bu şehirlerin yerlilerine bir bakın kaç kişi.Özenti şehirler ve geçim şehirleri diyorum ben bu şehirlere.Ben istanbulda doğup büyüsemde bizimkilerin 70 senelik mazisi var bu kentte.Dolayısıyla bizde göçüp gelmişiz aynı umutlarla.Ama bana kalırsa kesinlikle Çanakkale nin her hangi bir yerinde yaşamak isterim.
İçimde Türkiye’yi bir uçtan bir uca gezme hedeflerim de var.Belki şimdi böyle düşünüyorum ama anadolunun veyahut karadenizin eşsiz yerleri fikrimin değişmesine neden olabilir.Ancak şu anda içten dışa bir göç pek olanaklı gözükmüyor.
Bu düşünceler eşliğinde büyük kent insanı olunca doğal olarak küçük, sempatik, yeşil doğasının fazla olduğu insanlarının mazbut ve mütevazi olduğu küçük şehirler daha çok ilgimi uyandırıyor.Böyle şehirler gibi kıyı da köşe de farkedilmeden bir yaşam sürdürmek isteyişimin sebebini de içten içe düşünüyorum.
Bir çok sebep var ama bahsetmeyeceğim uzun konu olduğu için.
Betondan yeşile kaçınca da temiz hava çarpıyor açıkçası.Sepet gibiyim :)Selinle birlikte duş aldık ama dağılıyorum resmen pc karşısında.Çok oynadık,çok koştuk, {daha çoğu selin hanımın peşinde} çok zıpladık.
Güzel geçiyor…
Huzur,sağlık,mutluluk şu anda bizden yana…
Sanırım en önemsizlerini saydım :) İlk sıra da para mı olmalıydı yoksa?
Yok yok sözlükte en önemlileri bunlar yazıyor.Doğruymuş hissettiklerimin sıralaması :)
Hepsinden biraz biraz dağıtmak istiyorum size istermisiniz?
O zaman açın kucaklarınızı,bir sürü sağlık,bir sürü huzur,bir sürü de mutluluk üflüyorum size.
Hayat paylaşınca güzelmiş…
Toplam da 159 defa.Bugün ise 0 defa okunmuştur.
Facebook'a aktar.