Biz büyüdük ve kirlendik

Zaman ne çabuk ilerliyor…

Dünün çocuklarıydık sokaklarda kaygısız bilye yuvarlarken,saklambaç oynarken,avuç içine parmak dikip havaya atılan topu tutup istop derken,doyasıya ordan oraya koştururken.

Henüz düşmemişti saçlarımıza aklar,bozulmamıştı masumiyetimiz.

Korkusuzduk! 

Üstümüzü başımızı kirletir eve gizli girerdik annelerimize yakalanmadan. Kaygılarımız kaygı sayılamayacak kadar önemsiz şeylerdi.

Bu günün çocukları,yetişkinleri oluverdik birden.Hayatın sorumluklarının belirgin izleri,birer birer düştü küçük bedenlerimize.Her yağmur yağışında yıkansa da kalplerimiz,arınsa da düşlerimiz.Küçük bir gemi gibi yelkenlerimiz daima en uzağa açıkken yalpalandık hayatın sularında.

Kirlendik,kirlettik kendimizle beraber tüm çehremizi…

Kendimizden daha iyilerine sarılıp çıkacakken çekiverdik onları da fırtınaya.

İlk fırtına da güverte sis bağlayınca,hatta yelken yırtılınca başladı dünün kaygısız geçiştirilen günlerine özlemler.Hayat böyleydi,herkes kendi tecrübesini yaşıyordu.Tecrübe bilgi gibi öğrenilmiyor,öğretilemiyordu.Yaşanması gerekiyordu.  

Lütuf muydu bu?
Bizim için büyüklerin öngördükleri her durum…

Bunu nasıl anlayacaktık ki !?

Çocukken yetişirken,sokak aralarında bağırış çağırış koşarken bunu anlayacak durumda değildik ki !?

Bugün kime sorsam dönüşü olmayan bir hengame yaşıyor.Dünün derinliklerine sarılıyor.Bazen başımı koyduğum yastığın çukurunda,Bazen objektifine baktığım hayatın derinliklerinde,bir yanıp,bir sönüp gidiyor geçmişin kaygısız hayali.

Aynı,
Karaya vuran bir gemi misali.

Toplam da 170 defa.Bugün ise 0 defa okunmuştur.Son okunma tarihi 04 July 2008 dir

Yazı editörü Umar Türkoğlu on Nisan 16th, 2008 | Kategorisi Emprovize/Doğaçlama |


3 Responses to “Biz büyüdük ve kirlendik”

  1. eda suner teşekkürler yorumunuz kaydedildi:

    Hocam o kadar doğru ki iç döküşün! Daima ileriye bakmayı hedef ettik Ata’mıza verdiğimiz sözlerden ötürü. Ancak geçmişe olan özlem ülkemizin ne hale geldiğinin ispatı. Sakın ola ki devlet meselesi sanma ne sen ne de yorumumu okuyanlar. Kastım kötü insanlar. Bu sebeple geçmişte yaşamayı çok isterdim hem de çok…

    Yazının bir kısmında ki çukur kelimesi bana üstad şeker insan adam gibi adam Sunay Akın’ın bir şiirini anımsattı. İzninle ekliyorum. Konu ile alakası ise; ben bu şiiri hep yare olan hasrete imgelerdim. Ancak yazını okuduktan sonra bu şiir sadece geçmişime olan özlemi anımsattı bana…

    ÇUKUR

    Bilerek mi yanına almadın giderken
    Başının yastıkta bıraktığı çukuru

    Güveniyordum oysa ben sevgimize
    Vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar

    Beni senin gibi; bir de annem terketmişti
    Ki göbeğimde durur onun yokluğundan

    Bana kalan çukuru

    SUNAY AKIN

  2. Emrah Yıldırım teşekkürler yorumunuz kaydedildi:

    Zaman,tecrübe ve yenen kazıklar büyükleri haklı çıkarıyor sürekli.

  3. Aynur teşekkürler yorumunuz kaydedildi:

    Zaman ne çabuk ilerliyor….Küçükken hep çabucak büyümek isteyişlerimi hatırladım yazını okurken.Gelecek derdim o günlerde toz pembe hayallerime, umutlarıma.Şimdi pembesi gitti tozu kaldı:))KEşke hep çoçuk kalabilseydik derdi babam bıyıkaltı gülerdim ona.Şimdi bn içimden haykırıyorum bunu, her büyük olduğumdan nefret ettiğim anlarda.Artık koca bi yolun virajlar tarafından ilerliyoruz.Acı şeylere hayatın gerçekleri deme olgunluğa eriştik.Ve daha mecbur oldugumuz biçok lanet olası şey.Küçükken ne güzel hayat bize sadece fısıldardı şimdi maşallah tüm hikayesini anlattı:))Herkeslere güzel hayatlar, yazın güzel olmus arada bir güzel yazıyosun sende:P ..bak yazının burasını kesme sakın ona göre:))

Yorumunuzu belirtiniz