Yalnızlığın yakıştığı adam
Her yalnızlığın bir öyküsü var muhakkak.Hep derler ya;’’Hayatımı yazsam roman olur’’ diye.İşte yazanların ki oluyor.Önemli olan yeltenmek.
Yalnızlığınızı,sevinçlerinizi,aşklarınızı ne istiyorsanız yetkinlikleriniz,kabiliyetleriniz hangi alandaysa yazmak size kalmış.
Ancak yazdıklarınız nobel ödülü alamayacak kadar afilli değilse,o zaman blog tutun diyebilirim.Çünkü ben öyle yapıyorum.Yalnızlığın yakıştığı adam olarak,bu kitabı kendime yakıştırdığım için aldım :)

Okudukça bilgi dağarcığıma yeni anlamlar beraberinde farklı öyküler,bilgiler katmıştım.Bugün esti,kitabımı Selin hanımın elinde görünce tanıtmak istedim.
Kitap okurken sürekli etrafım da dönen,meraklı gözlerle elini atıp okumaya yeltenmesi,kültür mirasıma konacak olması onu heycanlandırıyor. Zihin dağarcığı biraz daha gelişince,anlamlandırmaya başlayınca olan biteni,kendisiyle bol bol okuma saatleri yapacağım.
Şimdilik merakla karışık bir hevesle kitaplarla tanışma faslını gerçekleştiriyor.
Yalnız bir adamın kitabı Nobel ödülü almış bir kitap ”Gao Xingjian’‘nın usta yorumundan oluşmuş bir eser.Kitabın ismine bakıp günlük tarzı bir kitap diye düşünürseniz yanılırsınız.
Çin -japon savaşı sırasında doğan Gao Xingjian kitabında Çin’in en çalkantılı dönemlerinde,dörtler çetesi dönemi diyor çinliler o dönemde siyasi şiddeti ve terörü gözler önüne seriyor.Çin ‘in geldiği durum göz önüne alındığın da büyüklüğü yadırganmayacak bir seviye de.
Bu kitabın aslında tarihsel bir yanı da var.Çin’de olan biteni yakın tarih olarak bir sanatçının üzerinde bıraktığı etkiler olarak okuyabilirsiniz.Tabi romancı gözüyle olduğu gerçeğini unutmadan.Çünkü romancılar ve yazarlar hikayelerinde tasvir,teşbih ve mübalağa unsurlarını fazlaca kullanırlar.Böyle olunca ustalıkla pireyi kahramana dönüştürebilirler. Yine de yazarlığın zor olduğunu söylemek gerekir.
Özellikle romancılık bilgi ve deneyim gerektiriyor. ”Gao Xingjian” ın backround’ına bakınca (Çevirmen,Tiyatro yazarı ve yöneticisi,Eletirmen,ressam ve yazar) gerçekten şaşırtıcı ve bu övgüyü,alkışı hakettiğini göreceksiniz.Kitabın nobel ödülü alması da şaşırtıcı değil.Orjinalinin 2000 yılında yayınlanmasından sonra 2003 te Gülseren Devrim tarafından çevrilip türk okuruna sunulmuştur.429 sayfadır.
Öyle büyük cümlelerle oluşmuş bir kitap olmasa da yazar bir dönemi ustalıkla gündelik yaşam da kullandığı konuşma şekliyle yazdığını söyleyebilirim.Tabi çevirmenin başarısı unutulmamalı.Kalın bir kitap olduğu için öyle bir kalem de okunacak kitaplar arasında olmadığını da söylemek isterim.İyice sindirilmesi için konsantre olup uzun döneme yayıp okunabilir.
Benim uyguladığım yöntem birden fazla değişik türde kitabı bir ara da okumaya çalışmak oluyor.Kolay yutulabilir,deneme,makale,öykü kitaplarını genel de bu tip uzun soluklu kitapların arasına sıkıştırıyorum.
Dönemin güncel (Bestseller) kitapları daha çok ilgimi çekiyor.Çok nadir tavsiye kitapları okuyorum.
Bugün tekrar elime almak,herhangi bir bölümü açıp göz gezdirmek değişik oluyor.Böyle yakın zaman,zihin seyehatleri yapmak keyifli oluyor.
Tavsiye niteliği taşırmı bilemem,zevkler ve renkler tartışılmaz denir.
Merak uyandırdıysa alın okuyun derim.
Toplam da 67 defa.Bugün ise 0 defa okunmuştur.Son okunma tarihi 04 July 2008 dir

Yorumunuzu belirtiniz