Çıplak ayaklı aylak günlerim 6

Geceden beri kitap okuyorum.Ortalık aydınlanmak,sabah olmak üzere.Uzak köylerden bir iki gür sesli horoz ötüşü duyuluyor.Alin’i rahatsız etmemeliyim.Dün çok gezdi benimle ayakları ağrımıştır.

Bu sabah kahvaltı için ilk defa değişik bir karar alıyoruz.Otel de kahvaltı yapmayı sevemedik ama bugün kendimize otelde bişeyler söylüyoruz.Kahvaltımızı odaya çıkarmalarını istediğim de biraz tuhaf baktılar.

Kahvaltı edip Assos’a gideceğiz.Ancak ondan önce Ayvacığı merak ediyoruz.Ayvacıkta karar kıldıktan sonra kahvaltılarımızı yapıp hazırlanıyoruz.Fazla oyalanmadan dolmuşların kalktığı istikamete gelerek Ayvacık dolmuşu bekliyoruz.Burdan direk Assos’a dolmuş olmadığından aktarma yapacağız.Ayvacık ordan tekrar dolmuş Assos.Zaten bizim bugün hedefimiz Ayvacık keşfetmek.Assos’a nasıl gidilir öğrenmek.Yol boyunca elimde Ayvacık gezi kitapçığının en önemli yerlerinin tarihçelerini okuyorum.

Yolda ezilen sincap ve kaplumbağa cesetleri var.Keskin virajlı yollardan geçerek yarım saatte Ayvacık’a varıyoruz. Öğlen güneşi tam tepede olmasına rağmen,yapış yapış terlediğimi hatırlamıyorum.Oksijen açısından en bereketli bölge.Dünya da 7 sırada.Küçük Ayvacık terminali bizi karşılıyor.

Dolmuşlar sıra sıra dizilmiş ancak hareket yok.Merak edip sorduğumda Assos’a kalkan dolmuşlar tam doluluk sağlanmadan kalkmıyormuş.Bu çok sıkıcı olabilir.Kimse gelmesse saatlerce bekleyebilirsiniz.Assos’la ilgili gidiş dönüş detaylarını öğrendikten sonra Ayvacık keşfe çıkıyoruz.

Açıkçası Ayvacık öyle bir baştan bir başa gezilecek kadar büyük bir yer değil.Ayvacık terminalinden içeri girdikten sonra ara sokakların içinde dolaşmaya başlıyoruz.Şanşımıza halk pazarına rastlıyoruz.

Bugün Ayvacık halk pazarı günüymüş.En sevdiğimiz şeylerden biride pazar gezmeleri olduğunu söylemek istiyorum.İnsanların bağırışları çağırışları nedense bana sempatik geliyor.İstanbulda Beşiktaş belediyesi beşiktaş pazarını kaldırdığından beri bu zevkten uzağım.Pazar denilince etiler ulus,fatih çarşamba ve kadıköy salı pazarlarını gezmişliğim vardır.

Yörenin halkı yabancı olduğumuzu anladıkları andan itibaren çok duyarlı ve cana yakın tavırlar sergiliyorlar.Tezgahta duran bir teyze bize nerden geldiğimizi soruyor.Laf lafı açıyor.Çok sempatik,babannem yaşında.Tüm sattığı zeytin yağlarını bir an içimden almak geliyor ancak taşımak istemediğimizden,10 tane bedeline küçük bir tane alıyoruz.Sabahtan beri siftah yapmadığı nasılda belli çok mutlu oluyor.Parayı uzatırken,kara oğlum çok mert birine benziyorsun allah işini rast getirsin dualarıyla yolcu ediyor.

Nasıl oluyorsa bir anda yan tezgahta bir amca bıçakla helva kesip yememiz için uzatıyor.Al tadına bak bizim ikramımız olsun diyor.Bu ince nezaketini,Alin hanım yarım baton helva alarak karşılıksız bırakmıyor.Gülüyoruz,eğleniyoruz.Sanki ordaki insanlarla tanışık gibiyiz.Helvaların tazeliğine ve lezzetine diyecek söz bulamıyorum.Kibrit kutusu büyüklüğünde bir iki tane hangi arada yediysem susadığımı hissediyorum.

Yöre halkı pazarı çok kalabalık olmadığını söylemek istiyorum.Düşünceme göre daha çok gezip görmeye gelenler için kurulduğu belli oluyor.Fiyatlar manava göre çok ucuz.Aldığımız şeyleri otel de bırakacağımızı bile bile alışveriş yapıyoruz.

Aynı zamanda alışveriş yaptığımız tezgahlar da civar hakkında detayları araştırıyoruz.Ancak çok küçük bir yer olduğundan dolaştığımızla yetinip alışveriş yaparak otele dönüş hazırlıkları yapıyoruz.

Hafızam da hala insanların içten davranışları ve sempatikliği asılı kalmış.Durup durup anımsıyorum.Bu kadar şeyi neden aldığımızı bilmeden,çarşı ihtiyacını karşılamaya çıkmış bir aile görünümündeyiz.

Bir haftalık pazar ihtiyacımızı karşılamışız farkında olmadan sırtımız yere gelmez artık :)

Çok yorulduğumu uzanıp elime yarım kalan kitabı aldığımda anlıyorum.
(Paramparça)-Duygu Asena yazıyor ben okuyorum.
Gece oluyor,sabah oluyor,
Assos bizi bekliyor…

Toplam da 47 defa.Bugün ise 1 defa okunmuştur.Son okunma tarihi 04 July 2008 dir

Yazı editörü Umar Türkoğlu on Ağustos 18th, 2007 | Kategorisi Gezi yazılarım |

Yorumunuzu belirtiniz