Çıplak ayaklı aylak günlerim 5
Türkiyeyi bir baştan bir başa gezme hayallerimi,zaman buldukça bir şekilde gerçekleştiriyorum.Böylelikle bölgelere böldüğüm türkiye gezi programım da Edirne,Kırklareli,Tekirdağ,Lüleburgaz,Çanakkale büyük ölçü de belli başlı yerlerle tamamlandı.
Türkiyenin kültürel değerlerine,tarihine ışık tutan görsel yönleriyle de ilgi uyandıran bölgeleri gidip görülmeye değer yerler.Yıllar önce başlayan bu serüven,yetişkinlik dönemim de daha programlı şekilde devam ediyor.Her türk insanının kültürel ve tarihsel değerlerimizin yattığı yerlere yolculuk yapmasını isterim.Kitaplardan okunarak edinilen bilgilere,gezerek ve görerek manevi duyguları da eklediğinizde ortaya farklı bir boyut çıkıyor.
Yıllar önce gidip çanakkale merkezden gelibolu yarımadasına karşıdan baktığımda,bir gün gelip tekrar gezmem gerektiğine hem fikir olmuştum o zaman.Uzun bir yolculuğun ilk ayağı olarak adlandırdığım gelibolu tarihi yarımdasında bugün bir devrin battığı,kanla sulanmış bu topraklar üzerinde,manevi yönleri kabarmış bir şekilde dolaşmak çok gururlandırıcı etkenler.
Manevi yönlerimi kabartan yönlerin gelip gezmek olmadığını belirtmek isterim.Üstünde dolaştığım toprakların üzerinde uygarlık savalarının olmasıdır.Şehitlerimizin,vatan için canlarını feda eden kınalı kuzuların yatmasıdır.
Bu bağlamda geliboluya ayırdığım program tam istediğim gibi olduğunu söyleyebilirim.Kuzey ve Güney bölgelerini bir baştan bir başa rehber eşliğinde gezmek,o dönemlere bizzat orda bulunarak,yaşayarak gitmek coğrafyasının yaydığı hava da türbülansa kapılmış bir uçak gibi, rehberinde anlattığı hikayelerle bir o yana bir bu yana gözlerim dolarak savruldum.
Okuduğum ve seyrettiğim gelibolu hakkında ne varsa,bir film şeridi gibi gözümün önüne getirip referans almak önceki bilgilerimden,daha detaylı gezmeme ve daha detaya inmeme olanak verdi.Gelibolu yarım adasının uhrevi boyutlarında gittim geldim.Manzaralarına kendimi kaptırıp her seferinde bu toprakların mirasçısı olduğumla onurlandım.
Her bir metrekaresinde bir şehit ve o şehitlerimizle birlikte bir hayat hikayesi olması,kalplerin yumuşamasına sebep olan en önemli faktörlerdir.İç içe geçmiş kültürlerin (ingiliz askerlerinin mezarlıklarıyla,fransızların mezarlıkları,anzaklar keza) birbirlerine göstermiş oldukları saygı ve hoşgörü ölçüt alınamayacak kadar büyük davranış olarak gösterilebilir.
Geliboluda yaşanan muharebelerin öykülerini hepimiz bir şekilde biliriz.Her yıl 18 mart gelince dvd’den,tv den takip ederek bir şekilde anarız.Ancak gidip gezmek,o mevzilerde dolaşmak o ruhu yaşamak,nedense vakit bulunamayacak kadar arka planda kalır.Bende geçmiş senelerde bu duygularla hareket eden bir karakter çiziyordum.Ancak bunu bir daha tekrarlamamak lazım bir şekilde.Zamanla beraber duygu ve düşüncelerimde de revizyonlara gidiyorum.
Bugün buradan aldığım lezzetin,keyfin ve maneviyatın bedelini başka şeylerde bulamam.Her bir yerde kuşandığım manevi değerlerle beraber, rotamı başka diyarlara ve başka içinde deniz olan serüvenlere çeviriyorum.
.
Ve yolunuz düşerse eğer ”Dur yolcu bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir” sözünü tekrarlaya tekrarlaya dolaşmanızı öneririm.
Toplam da 58 defa.Bugün ise 0 defa okunmuştur.Son okunma tarihi 04 July 2008 dir

Yorumunuzu belirtiniz